| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Süper GAZETE

Yazılar arşiv 06.2008 Other entries in 2008-06 resimler , videolar

GÖRÜNTÜ AYGITLARI

HANGİ TELEVİZYONU ALMALI? 

Televizyonlar, kulaktan dolma bilgilere göre tercih edilen ürünlerin başında gelirler. Televizyonlar, “görerek alınan” ürünler oldukları için de birçok  kullanıcı işin aslını araştırmaz.

 

 LCD mi yoksa Plazma televizyon mu almalı? 

Genel olarak iki teknolojinin en büyük farkı LCD’NİN (Liquid Crystal Display) görüntüleme için sıvı kristali, Plazma’nın ise adından da anlaşılacağı üzere plazma gazını kullanmasıdır.

  • LCD ekranlarda göründü, arka planda gelen ışığı çeşitli açılar ve bütünleşmeler yardımıyla farklı renklerde yansıtan kristal tanecikleri,
  • Plazma ekranlarda ise fosfor kaplanmış bir yüzeyin üzerinde yer alan ve hareket ederek görüntü oluşturan her biri yine fosforla kaplı milyonlarca kabarcık sayesinde oluşur.
  • Plazma ekranlar LCD ekranlara göre daha büyük parlaklık değerlerine ulaşabilirler. Ayrıca daha parlak görüntü anlamına gelen kontrast değeri de Plazma ekranlarda LCD’ye göre daha yüksektir.
  • Teknolojileri, görüntü netliği açısından karşılaştırmak gerekirse yine Plazma ekranların üstünlüğü ile karşılaşırız.
  • Plazma ekranlarda her piksel ayrı bir imaj üretebildiği için tepki süresi de LCD’ye göre çok daha düşük olur ve özellikle hareketli görüntülerde hareket yönünün tersinde kalan izler, Plazma’da oluşmaz.
  • İzleme açısı bakımından da Plazma’nın LCD’den  bir adım önde olduğunu söyleye biliriz.
  •  Işığı doğrudan ekran hücrelerinden ve piksellerden yayan Plazma’lar, bir arka plan ışığı yardımı ile görüntü oluşturan LCD’lere göre görüş açısı ve netliği bakımından öndedirler.
  • Ancak gelişen teknoloji sayesinde LCD’lerin görüş açıların da 170 dereceye kadar çıktığını unutmamak gerekir.
  • Tüm bunlara rağmen gözle görüp de “benim için yeterli kalite” diyeceğiniz bir LCD’nin size Plazma ekranlara göre sağlayacağı avantajlar da küçümsenmeyecek kadar etkindir.
  • LCD’ler 20.000 ile 30.000 saat arası kullanım ömrüne sahip olan Plazma ekranlara göre 60.000 saati bulan kullanım ömrü ile uzun vadeli düşünen alıcılar için çok uygundur.
  • Ayrıca güç kullanımı konusunda da Plazma’lar kadar cömert olmayan LCD’ler, elektrik faturanızı da fazla kabartmazlar.
  • İki teknolojinin renk gösterebilme kabiliyeti ise tamamen kullanılan malzeme (panel ve üretim malzemesi) kalitesine bağlı olduğundan bu konuda ürünleri görerek karar vermeniz yerinde olacaktır.                                                                                                                                                                                                      
  • Her iki teknolojinin birbirine karşı avantajlı ve üstün yanları bulunmaktadır. Kararı verecek olan sizlersiniz. Hayırlı seyirler dilerim.

KENDİ YAKITINI KENDİN ÜRET; ZAMLARDAN ETKİLENME

 

Almaya gerek yok; kendi yakıtını kendin üret

Dönüşebilir enerji arayışlarında, mısır da ethanol elde etmek için kullanılan maddelerden biri.

Petrol fiyatları rekor seviyelere ulaşırken, ethanol ve benzeri maddeler kullanarak kendi yakıtını kendisi üretenlerin sayısı hızla artıyor.
ENERJİ Tüm dünyada hızla yükselen petrol fiyatları, global bir kriz halini aldı. Uluslararası ölçekte en yüksek petrol fiyatlarına sahip ülkelerden biri olarak Türkiye de bu krizden nasibini en fazla alan ülkelerden. Yıllar önce aynı sorun gündemdeyken, LPG gazının yaygınlaşmasıyla tüplü araçlar bir anda popüler olmuştu.


Ancak LPG, fiyatların yükselmesiyle popülerliğini yitirdi ve dizel araçlar daha fazla ilgi görmeye başladı. Dizel keyfi de pek fazla sürmedi, beklenen gerçekleşti ve mazot fiyatları da benzin ile yarışır hale geldi. Bu durumdan en çok zarar görenler de nakliye sektörü çalışanları ve iş sahipleri oldu. Öyle ya da böyle petrol, Dünya üzerinde sonsuz bir kaynak değil. Fosil bazlı yakıt kategorisine giren petrol, dünya üzerindeki canlıların (bitkiler ve hayvanlar) fosil hale bürünmelerinin ardından okyanus ve göl tabanlarına çökmesi sonucu bir dizi kimyasal reaksiyona uğrayarak milyonlarca yıl süren bir süreçten geçmesiyle oluşuyor.


Yapılan araştırmalara ve iyimser tahminlere göre, dünya gezegeni üzerindeki yaşamdan milyonlarca yılda geri kalan maddeyi sadece 80 yıl daha yakabileceğiz. Sonra bitecek! Bu durumda, farklı alternatif enerji kaynaklarının her geçen gün gündeme gelmesi tartışmasız bir hal alıyor.
Amerikalı iki girişimci tarafından kurulan E-Fuel firması (efuel100.com), giderek yükselen biyo yakıt trendini son kullanıcıların arka bahçelerine taşımayı hedefliyor. Bu amaçla geliştirdikleri MicroFuel adlı cihaz, benzinliklerdeki pompalara benziyor. Tek farkı, yakıt oluşturmak için şeker kullanması. Üzümün şaraba dönüşmesinden bilindiği üzere şeker, belirli kimyasal işlemlerden geçince alkol (ethanol) oluşumuna neden olan bir madde.

Kızartma yağından yakıt
9.995 dolar satış fiyatıyla sunulan MicroFuel, sadece ham şeker, su ve özel bir maya kullanarak tüm araçlara konulabilen ethanol yakıtının üretilebilmesini sağlıyor. Amerikan şeker piyasası değerleriyle MicroFuel’in ürettiği 1 galon (yaklaşık dört litre) yakıtın maliyeti 1 doların altında.
Kullanılmış kızartmalık yağları yakıta çevirmek, giderek yayılan bir başka trend. Konuyla ilgili yatırım yapan firmalar, evlerden kızartmalık yağları toplayıp bir dizi işlemden geçirerek yakıta dönüştürüyor. Türkiye’de pek çok girişimci firma var; hatta sektörün Biyoyakıt Dünyası (www.biyoyakitdunyasi.com) adlı bir dergisi bile bulunuyor.


Kullanılmış yağlar, bir miktar ethanol ve bir dizi kimyasal madde ile karıştırılıp ısıtıldıktan sonra biyoyakıta dönüştürülüyor. Büyük fabrikaların yanı sıra bu karışımı evinde hazırlayanların sayısı da (özellikle İngiltere’de) giderek artıyor. Son olarak, akşamdan kalma kızartmanın yağıyla Taksim’e çıkmayı düşünüyor olmasanız bile lütfen lavabodan dökmeyin; bir pet şişeye boşaltıp, çöpe atın.


Verilere göre 1 litre yağ, kanalizasyondan geçerek 1 milyon metreküp denizi kirletiyor!

Bir başka açıdan şu soruyu kendimize sormalıyız. aç karnına araba mı sürmek istersiniz yoksa tok karnına yürümek mi?

BENİ BAŞTAN YARAT

 MAKYAJ ÇANTASI
İLKEL ZAMANLARIN MASKESİ ŞİMDİLERİN ‘Kalıcı Makyaj’I

article_13_0 Makyajın tarihine bakıldığında bitki boyalarından yeni modern boyalara kadar büyük bir zenginlik görüyoruz. Bu kadar gelişmeye karşın aslında teknolojinin yardımıyla eski uygulamalara geri dönülüyor. Bunlardan biri de ilkel dönemlerdeki maskenin modern hali olan, makyaj sektörünün en önemli buluşlarından ‘kalıcı Makyaj’. Kalıcı makyaj ilk olarak 1992’de Amerika’da uygulanmaya başladı. Hatta çıkarılan bir yasa ile kalıcı makyaj uygulaması yapan kişilerin, çok iyi bir eğitimden geçmesi zorunlu kılındı. Kalıcı makyaj sadece güzellik için yapılmıyor. İstenmeyen lekeleri kapatmada, dökülmüş saç ve kaş bölgesini kamufle etmekte ve eksik görünen hatları ortaya çıkarmakta da işe yarıyor.

‘MAKYAJ KURAL TANIMAZ ESAS OLAN YARATICILIK’
Dünyada makyajın önde gelen markalarından biri de MAC. Dünya üzerinde sınırlı sayıda olan ve profesyonel makyaj hizmeti veren MAC PRO mağazalarından 18’incisi yaklaşık 1 yıl önce Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde açtı. Dünyada 750 tane MAC mağazası olduğunu bunlardan sadece 18’inin tamamen profesyonel olarak çalıştığını söyleyen mağazanın müdür yardımcısı Melis İlkkılıç, “Biz hem makyaj malzemesi satıyoruz hem de profesyonel makyaj yapıyoruz. Yabancı eğitmenler tarafından özel eğitimler alıyoruz” diyor. Makyaj ile ilgili püf noktalar var mıdır? diye sorduğumuzda ise “Eğitmenlerimiz bize makyajda kural yoktur, makyaj kural tanımaz derler” yanıtını alıyoruz. “Yaratıcılığınıza, makyaj bilginize, yüz çeşidinize göre her türlü makyaj yapabilirsiniz” diyen İlkkılıç, allığın alın, burun ve çeneye uygulanmaması gerektiğini söylüyor. Makyajın üç tarzdan oluştuğunu anlatan İlkkılıç, “Yoğun göz makyajı yapıyorsanız duduklarınızda doğal renkler kullanmanız gerekir. Dudağa ağırlık verdiğinizde ise göz makyajında doğallığı tercih etmelisiniz. Ya da hem dudak hem de gözde doğal makyaj tercih edilmeli” diye konuşuyor.

İLK NEMLENDİRiCİnin


formülü: BALMUMU, SU, YAĞ
İlk nemlendiriciyi MS 200 yıllarında, Rum olan Galen adında bir fizikçi üretti. Kullanılan malzemeler; bal mumu, su ve bitkisel yağ. Nemlendiricilerin ilk ve temel formülü bu sayede ortaya çıktı. Bu karışım cilde ferahlık ve nem veriyordu. Rum kadınları geceleri yüzlerine arpa unu, yumurta ve baldan oluşan bir karışımla hazırladıkları bakım maskelerini sürerler, gündüzleri ise geceden bakım yaptıkları yüzlerine, daha güzel görünmek için makyaj yaparlardı. Beyaz kireçlerden yapılan pudralar, bitkilerden elde edilen kırmızı allıklar ve rujlar sürüldüğünde ise aynı bir maskeyi andırırdı.

bir ellinde cımbız bir ellinde ayna

article_12_0

Ayna ayna söyle bana

π Doğru makyajın nasıl olacağını bize aynadaki suretimiz söyler. Yani makyaj, yüzün anatomisine göre olmalı. Makyaj yapılırken son trendler ve moda renklerin kullanılmasının önemi kadar, kişiliğin, sosyal statünün, yüz şeklinin, saç modelinin de dikkate alınması gerekiyor. Böylece çok doğal, anatomik güzel unsurların öne çıktığı, eğer varsa bazı kusurların gözlerden gizlendiği
bir sonuca ulaşmak mümkün olabiliyor.

π Kare yüzler
Yüze yumuşak bir ifade vermek ve sertlik katan açıları ortadan kaldırmak için için dikkatler yüzün orta bölümüne çekilmeli. Bunun için de canlı renkler kullanılması gerekir. Sır, ten rengi fondöten, parlak ruj ve allığı üçgen uygulamakta.

π Köşeli yüzler
Köşeli yüzlerdeki sert ifadeyi kırmak için yüzün kemikli bölümlerinin geri plana çekilmesi gerekir. Bunun için koyu renk fondöten kullanılarak gölgeleme yapılır. Ortaya çıkması istenen kısımlar ise açık renk fondötenle aydınlatılır.

π Oval yüzler
Düzeltme gerektirmeyen tek yüz şeklidir. Diğer yüz tiplerine yapılan makyajın amacı aslında oval yüze yaklaşmak içindir. Makyaj yaparken dikkat edilmesi gereken tek husus, köşeli çizgilerden kaçınmaktır. Çizgiler olabildiğince yuvarlak uygulanmalıdır.

π Üçgen yüzler
Alın bölümü dar, çene bölümü geniş olan düz üçgen yüzlerde alın bölümünü ortaya çıkarmak için açık renk fondöten kullanılmalıdır. Alın bölümü geniş, çene bölümü dar olan ters üçgen yüzde ise alın bölümünün daraltılması için 1-2 ton koyu renk fondöten kullanarak gölgeleme işlemi yapılmalıdır.

π Uzun yüzler
Kare yüzlerde, yüze daha yumuşak bir ifade vermek ve yüze sertlik katan açıları ortadan kaldırmak için dikkatler yüzün orta bölümüne çekilmelidir. Bunun için de canlı renkler kullanılması gerekmektedir.

π Yuvarlak yüzler
Daha anlamlı bir makyaj elde etmek için çene ve elmacık kemikleri belirgin hale getirilmelidir. Yüze ten rengine uygun fondöten uygulandıktan sonra baz fondötenin 1.5 - 2 ton koyusu ile geriye çekmek gerekir.

Doğal ürünler tercih edilmeli

π İnsanların makyaja olan ilgisiyle beslenen kozmetik, günümüzün en büyük endüstrilerinden biri haline geldi. Ancak bu büyüme bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar güzellik için kullanılan bazı kozmetik ürünlerin sağlığa olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Kozmetik ürünlerinin sağlığı tehdit ettiği uyarıları çoğalmaya başladıktan sonra doğal, organik ürünler piyasaya sürülmeye başladı. Ama ‘doğal’ ibaresi olan ürünleri satın alırken de titiz olmakta fayda var.

Damat ve hamile makyajı da var

π Dünyadaki pek çok konuda olduğu gibi makyajda da gün geçtikçe yenilikler oluyor. Eski çağlarda farklı amaçlarla süslenen erkekler, günümüzde ise kadınlarla aynı nedenlerle makyaj yapıyor: Daha çekici görünmek, kusursuza yaklaşmak. Örneğin düğünlerde damatlara yapılan makyaj. Ya da farklı bir yenilik ‘hamile makyajı’. Hamile makyajının temel amacı, mutluluğunuzun daha bir belirgin hale gelmesi. Uzmanların hamilelere tavsiyeleri, soğuk renkler kullanmamaları ve mutlaka makyajın kalıcılığı için altına gündüz kremi sürülmesi yönünde.

 
 
 
 
 
 
 
 

Heykel gibi muazzam vücudunuz olsun

erdirme Günümüzde estetik cerrahinin sunduğu imkânlarla bir insanı baştan aşağı yenilemek mümkün. Artık “burnum çirkin”, “göğsüm küçük” veya “basenlerim çok geniş” diye üzülmenize gerek yok. Estetik ve plastik cerrahi bunları en iyi şekilde hallediyor. Amerika’da yayınlanmış araştırmaları nedeniyle üç kez TÜBİTAK ödülü alan Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu yaza hazırlık olarak yapılabilecek operasyonları şöyle sıraladı:

Endoskopik alın germe: Saçlı deri içinde yapılan 2 cm kesiden endoskop yardımıyla TV ekranından görüntülenerek yüz, alın kas ve derisi yukarı doğru çekilir. Bu operasyona “izsiz yüz germe” denir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Bir hafta içinde hasta normal hayatına dönebilir.

S- lifting: Lokal anestezi + sedasyon ile uygulanabilen bir buçuk iki saatlik bir yüz germe operasyonudur. Kulak önü ve şakak bölgesine yapılan S şeklinde küçük bir kesiyle tüm boyun ve yüz dokularının toparlandığı ve gerildiği bir operasyon şeklidir. Hasta aynı gün evine gidebilir. Bir hafta sonra işine dönebilir. Bu şekilde çok küçük bir müdahale ile boyun ve yüzde on beş yaşlık bir gençleşme sağlanabilir.

Kaş asma: Lokal anestezi altında yarım saatte uygulanabilen bir işlemdir. Kaş uçları içten konan bir dikişle yukarı ve dışa doğru asılır. Bu asmayı fazla abartmamak gerekir. Abartıldığı takdirde Uzakdoğulu ifadesi verir. Gerektiği gibi uygulanırsa genç ve dinç görüntü sağlanır. Ertesi gün sosyal yaşantıya dönülebilir. Herhangi bir iz söz konusu değildir.

Göz kapaklarının gerilmesi ve torbacıkların giderilmesi: Klinikte lokal anestezi ile 1 saatte yapılan bir operasyondur. Ödeme mani olmak için göz 1 saat kapalı tutulur. Hasta hemen evine dönebilir. Herhangi bir sargı ya da pansuman söz konusu değildir. Üst göz kapağında gizli bir dikiş ve alt göz kapağında kirpik dibinde kendiliğinden kaybolan dikişler vardır. Hasta iki gün sonra banyo yapabilmektedir. 4 gün sonra üst göz kapağındaki dikiş alınır. Bu süre zarfında hasta güneş gözlüğü takarak günlük hayatına devam edebilir.

Hayallerinizdeki otomobil işte bu...

 Şekilden şekile giren hamur gibi bir otomobil ister misiniz? Her şekile girebilecek bir otomobil hayal edin, işte bu teknoloji çokta uzak değil. BMW tarafından üretilen konsept otomobilin resimleri geleceğin bir portresi adeta.

bmwgina Bavyeralı otomobil firması 'GİNA' ismini verdiği prototipini eletro-hidrolik sistemiyle kontrol ederek metal nesnelerin nasıl birer pamuk gibi yumuşayacağını ve şekile girebileceğinin kanıtlıyor. Bu teknolojide sürücü aracın şeklini istediği gibi değiştirebilme imkanına sahip oluyor. Şekil değişimleri dış yüzeyle kalmıyor aynı zamanda aracın içinde de mümkün...

BMW bu projeyi yeni Z4 üzerinde bizzat denemeye hazırlanıyor. Z8 platformunda denediği proje, otomobilin V8 motorunu yeni teknoloji sayesinde rahatça gösteriyor.

Türkiye finans katılım bankası internet şubesi

Size Özel İşlemler

Arbitraj
"7 gün 24 saat arbitraj İnternet Şubesi’nde"
Arbitraj işlemi aracılığı ile tüm farklı döviz cinslerinde olan hesaplar arasında çapraz alım satım işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Unutmayın, arbitraj işlemleriniz için herhangi bir zaman kısıtlaması yoktur, dilediğiniz an yapabilirsiniz.



  MTV Ödemeleri
"Motorlu Taşıtlar Vergisi Ödemeleri"
MTV ödemelerinizi İnternet Şubesinden çok kolay ve hızlı bir şekilde yapabilirsiniz. Ödemeleriniz için şubeye gitmenize gerek kalmaz.
   

Ödeme Emirleri
"Bırakın Ödemeleriniz Otomatik Olsun"
İnternet Şubenizden Virman, Havale ve EFT emirleri verebilir, emirlerinizin istediğiniz gün ve tarihlerde gerçekleşmesini planlayabilirsiniz. İnternet Şubeniz işlem tarihi geldiği zaman sizin yerinize ödemenizi gerçekleştirecektir.

  Bağış
"El uzatmak bu kadar kolay olmamıştı"
İnternet Şubenizden bağış yapacağınız kurumu seçebilir ve bağış ödemenizi yapabilirsiniz. Yaptığınız bağışlar anında ilgili kurumun hesabına geçmektedir.
   
Vergi Tahsilatları
"Vergi Öderken Zahmet Çekmeyin"
Artık tüm vergi ödemeleriniz İnternet Şubesinde elinizin altında! Vergi ödemelerinizi çok kolay ve hızlı şekilde yapabilirsiniz. Ekranlarda bulunan yardım tuşları ve işlem açıklamaları size ödemelerinizde yol gösterecektir.

Sıcak havalar erken doğuma yol açabilir...

hamile2 Hacettepe Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Aksu, hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vücudun susuz kalmasının, hamilelerde erken doğuma neden olabileceğini söyledi.

Aksu, hamilelerin, sıcak havanın etkisiyle bazı sağlık sorunları ile karşılaşabileceklerini ifade ederek, giyim, spor ve beslenmeye yönelik önlemlerle, sıcak havanın olumsuz etkisinin azaltılabileceğini söyledi.Aksu, ''Sıcak havanın etkisiyle vücudun susuz kalması, rahimde kasılmalara, kasılmalar doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabilir'' uyarısında bulundu.

Aksu, gebelerin, enfeksiyonlara karşı direncinin diğer bireylere göre daha düşük olduğunu vurgulayarak, mantar, idrar yolu ve vajinal enfeksiyonların da erken doğuma neden olabilecek sorunlar yaratabileceğine dikkati çekti. Sıcak havanın etkisiyle aşırı terleme, kızarıklık ve kaşıntının çeşitli mantar rahatsızlıklarına yol açabileceğini anlatan Aksu, gün içinde sık sık ılık duş alınmasının faydalı olacağını kaydetti. Aksu, sıcak havalarda, her zamankinden daha fazla sıvı alınması, günde 8-10 bardak su içilmesi ve bunun yanı sıra taze meyve suları ile limonata gibi içeceklerin tüketilmesi gerektiğini belirterek, çay, kahve, kola gibi kafein içeren içeceklerden uzak durulmasını önerdi.

Hamilelerin, vücudun su ihtiyacını artıracağı ve tansiyonun yükselmesine neden olabileceği için tuzlu gıdalardan uzak durması, baharatlı yiyeceklerden ve az pişmiş etlerden kaçınmaları gerektiğini anlatan Aksu, ''Mümkün olduğunca haşlama yiyecekler yenmeli, bol sebze ve meyve tüketilmeli, karbonhidrat ağırlıklı besinlerden uzak durulmalı, sık sık ve az miktarlarda beslenilmeli'' diye konuştu.Gebelerin güneşin zararlı etkilerinden korunmak için öğle saatlerinde kesinlikle dışarı çıkmamaları gerektiğini vurgulayan Aksu, çıkılması halinde ise geniş şapka takılması ve vücudun açıkta kalan yerlerine yüksek faktörlü koruyucu krem sürülmesini tavsiye etti.
Hamilelerin, ter emilimini sağlayan açık renk, pamuklu, keten ve geniş kıyafetler giymesinin uygun olacağını belirten Aksu, sıcak havanın etkisiyle ayakların şişmemesi, nefes alabilmesi ve vücut dengesinin sağlanması için de ortopedik ve rahat ayakkabıların tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

Yüzmenin, karın kaslarını sıkıştırdığı için doğumu kolaylaştırdığını belirten Aksu, özel bir durum söz konusu olmadığı sürece anne adaylarına bol bol yüzmelerini önerdi.
Aksu, hamilelerin çok sıkı olmayan bir mayo ile serbest ve sırt üstü stillerde yüzmesinin hem anneyi hem bebeği rahatlatacağını ve karın kaslarını sıkılaştıracağını, koruyucu kremlerin de bebeğe zarar vermediğini ifade etti.

Öpüsme hakkında ne biliyorsunuz?

opusme5 Öpüşme hakkında bir-iki şey bildiğinizi mi düşünüyorsunuz? Belkide gerçekten öyledir. İşte öpüşmeyle ilgili bilmediğiniz istatistiksel gerçekler..

1. Her üç çiftten ikisi öpüşürken başını sağa doğru yatırıyor.

2. Basit, ruhsuz bir öpüşmede iki kas, tutkulu bir öpüşme sırasında yüzünüzde 34 kasınız çalışır. Ciddi bir çalışma öyle değil mi?

3. Parmak izi ya da kar tanesi gibi dünyada birbirine benzeyen iki dudak yok.

4. Öpüşme hastayken iyileşmenizi sağlar. Öperek kucaklama hareketi cildimizi geliştirir, diş sağlığımızı korur ve baş ağrımızı azaltabilir.

5. Bir kişi ortalama olarak ömrünün 336 saatini öpüşerek harcıyor.

6. Hiç merak ettiniz mi 'X' kişi geldiğinde nasıl öpüşüyor? Herkesin öpüşmesi kişisel özelliklerini yansıtıyor.

7. Koşma hakkında konuşun. Öpüşme beynimizde paraşütle atlamak, bungee jumping ve koşmayla aynı etkiyi yapıyor.

8. Dünyada bir kadın evlenmeden önce ortalama 29 erkekle öpüşüyor.

9. Evden çıkarken partnerini öpen erkeklerin geliri öpmeyenlerden daha yüksek.

10. Sinema tarihinde en uzun öpüşme 1941 yılındaki "You’re in the Army Now" filmde Jane Wyman ve Regis Tommey arasında oldu. İkili 3 dakika 5 saniye öpüştü.

Hızlı kalça sıkıştıran üç hareket

kalca_1 Koşu pozisyonu..
Koşu pozisyonunda yani sol bacağınızı öne doğru, sağ bacağınız arkada parmaklarınızın üzerinde, topuğunuz havada, iki eliniz belinizde durun. Sağ parmaklarınızın üzerine dgergin bir şekilde durmaya çalşın. Bu hareketi diğer bacağınız için de yapabildiğiniz kadar tekrarlayın.

Bacağınızı gerin
Kollarınız yere dik, dizlelerinizin ve kollarınızın üzerinde (dört ayak üzerinde durur gibi) yüz aşağı durun. Sağ bacağınızı gergin tutarak arkaya doğru uzatmaya çalışın. Bu hareketi diğer bacağınız için de uygulayın. Duruşunuzun gergin olmasına özen gösterin. Bu hareket bacak ve kalça kaslarınızı çalıştırmaya yardımcı olacak.

Ayağınızı çapraz şekilde kaldırın
Eliniz belinizde dik durun. İlk önce sol bacağınızı gergin ve dik bir şekilde geri doğru kaldırmaya çalışın. Sonra diğer bacağınızı yapın. Kaslarınızın çalışmasını ve güçlenmesini sağlayan bu hereketleri düzenli olarak her gün 5 dakikanızı ayırarak yapın.